Bu blogu oluşturmaya başladığımız ilk günlerden beri altının onsunun 1000 dolar olacağını tekrarlayıp durmuştuk. Hatta burada ilk yazılan blog yazılarından biri var. Ve olay şöyle duyurulur: "A golden moment"
1 ay öncede altının onsunun mart sonuna kadar 1000 dolar olacağını tahmin etmiştim. Görünen o ki Martın sonuna gelmeden 1000 doları yakalamış bulunuyoruz.
Orada diğer tahminimizde borsanın 35000 seviyelerine düşeceğiydi. Bu konuda 15 günümüz daha olduğunu hatırlatalım :)
ABD resesyona girdi mi, girmedi mi tartışmalarının yaşandığı ve insanların neden ABDnin resesyona girmediği konusunda atıp tuttuğu günlerde biz ABDnin zaten resesyonda olduğunu bunun etkilerinin görülmeye başladığını söyledik. Neyse ki şimdilerde ABDnin resesyonda olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Öyle ki 2009 yılına kadar bu durumun böyle devam edeceği söyleniyor.
O değil de bugünün kötü haberlerinden birisi de Carlyle Capital'in fonlarının temerrüte düştüğü gerçeği. Bir analiste göre bundan dolayı Citibank 4.7 milyar $, Lehman 3 milyar $, BoA 2 milyar $ "write-down" yapacakmış. Yahu bu iş çok kanlı olmaya başladı...
Şimdi asıl sorun tabi ki bu krizden Türkiye etkilenir mi? Geçen gün bir dergide "Türkiye'de mortgage henüz daha yeni! O yüzden mortgage krizi bizi vurmaz!" diye bir yazı okudum. Yok canım... Valla, çok profesyonel mortgage uzmanlarımız var. Allah'a şükür şu mortgage olayı mevzuattan dolayı 3-5 yıl uzadı. Yoksa bu uzmanlarla böyle bir krizde dağılıp giderdik herhalde. Ondan sonra da mortgage olayı cumhuriyet tarihinin sayfalarına gömülür giderdi herhalde..
Yahu artık kriz mortgage krizi olmaktan çıkıp genel bir kredi krizi olarak algılanmaya başladı. Tabi bu analizi yapan adam bunun farkında olup topu taça mı attı bilemiyorum ama yazının gidişatından olayı hala daha mortgage krizi olarak algıladığını ve Türkiye'nin de olacaksa 2008 ABD resesyonundan etkilenmeyeceğini söylemeye çalışmış.
Nasıl yani? Borsa şu anda 42000 seviyelerinde... Yılbaşındaki 55000 seviyelerine göre %25 değer kaybetmiş. Bu fark kar realizasyonundan mı geliyor sanıyorsunuz?
Lafı daha fazla uzatmadan sokaktaki Ayşe Teyze'ye de yazıda değinelim. Valla ben Aralık, Ocak, Şubat aylarında hep etrafımdaki insanlara altını tavsiye ettim. Yalnız şöyle bir durum var piyasada. Kuyumcular bu aralar altın satıyorlarmış ama altın almıyorlarmış. O yüzden kuyumcudan daha iyi mi bileceğiz diye cayanlar olmuş. Piyasada herkes bekleyelim ve görelim diyormuş. Hatta düğünler bile yapılmıyormuş.
Durmak yok, yola devam...
14 Mart 2008 Cuma
Altinin onsu 1000 dolar oldu! Durmak yok yola devam mi?
19 Şubat 2008 Salı
Finansal krizin boyutu ne olur?
Tüm dünyada ABD'nin resesyona girip girmediği tartışıladursun, ben ABD'nin resesyonun boyutunun ne olacağı konusuna dikkat çekmek istiyorum. Neyse ki bu konuda benim gibi düşünenler finansal krizin boyutunun ne olacağı konusunda analizler yapıyor. Bunlardan bir tanesinde Nouriel Roubini aşağıdaki yazıda yapmış. Finansal krizden kaynaklanan kayıpların 1 trilyon doları bulabileceğini tahmin etmiş:
Anatomy of Financial Meltdown - Nouriel Roubini :Devamı
NEW YORK: A vicious circle is currently underway in the United States, and its reach could broaden to the global economy. America’s financial crisis has triggered a severe credit crunch that is making the US recession worse, while the deepening recession is leading to larger losses in financial markets, thus undermining the wider economy. There is now a serious risk of a systemic meltdown in US financial markets as huge credit and asset bubbles collapse.
The problem is no longer merely sub-prime mortgages, but rather a “sub-prime” financial system. The housing recession – the worst in US history and worsening every day – will eventually see house prices fall by more than 20 percent, with millions of Americans losing their homes. Delinquencies, defaults, and foreclosures are now spreading from sub-prime to near-prime and prime mortgages. Thus, total losses on mortgage-related instruments – include exotic credit derivatives such as collateralized debt obligations (CDOs) – will add up to more than $400 billion.
Moreover, commercial real estate is beginning to follow the downward trend in residential real estate. After all, who wants to build offices, stores, and shopping centers in the empty ghost towns that litter the American West?
In addition to the downturn in real estate, a broader bubble in consumer credit is now collapsing: as the US economy slips into recession, defaults on credit cards, auto loans, and student loans will increase sharply. US consumers are shopped-out, savings-less, and debt-burdened. With private consumption representing more than 70 percent of aggregate US demand, cutbacks in household spending will deepen the recession.
We can also add to these financial risks the massive problems of bond insurers that guaranteed many of the risky securitization products such as CDOs. A very likely downgrade of these insurers’ credit ratings will force banks and financial institutions that hold these risky assets to write them down, adding another $150 billion to the financial system’s mounting losses.
Then there is the exposure of banks and other financial institutions to rising losses on loans that financed reckless leveraged buy-outs (LBOs). With a worsening recession, many LBOs that were loaded with too much debt and not enough equity will fail as firms with lower profits or higher losses become unable to service their loans.
Given all this, the recession will lead to a sharp increase in corporate defaults, which had been very low over the last two years, averaging 0.6 percent per year, compared to an historic average of 3.8 percent. During a typical recession, the default rate among corporations may rise to 10-15 percent, threatening massive losses for those holding risky corporate bonds.
As a result, the market for credit default swaps (CDS) – where protection against corporate defaults is bought and sold – may also experience massive losses. In that case, there will also be a serious risk that some firms that sold protection will go bankrupt, triggering further losses for buyers of protection when their counterparties cannot pay.
On top of all this, there is a shadow financial system of non-bank financial institutions that, like banks, borrow short and liquid and lend to or invest in longer-term and illiquid assets. This shadow system includes structured investment vehicles (SIVs), conduits, money market funds, hedge funds, and investment banks.
Like banks, all these financial institutions are subject to liquidity or rollover risk – the risk of going belly up if their creditors do not rollover their short-term credit lines. But, unlike banks, they do not have the safety net implied by central banks’ role as lender of last resort.
Now that a recession is underway, US and global stock markets are beginning to fall: in a typical US recession, the S&P 500 index falls by an average of 28 percent as corporate revenues and profits sink. Losses in stock markets have a double effect: they reduce households’ wealth and lead them to spend less; and they cause massive losses to investors who borrowed to invest in stock, thus triggering margin calls and asset fire sales.
There is thus a broader risk that many leveraged investors in both equity and credit markets will be forced to sell illiquid assets in illiquid markets, leading to a cascading fall in asset prices to below their fundamental values. The ensuing losses will aggravate the financial turmoil and economic contraction.
Indeed, adding up all these losses in financial markets, the sum will hit a staggering $1 trillion. Tighter credit rationing will then further hamper the ability of households and firms to borrow, spend, invest, and sustain economic growth. The risk that a systemic financial crisis will drive a more pronounced US and global recession has quickly gone from being a theoretical possibility to becoming an increasingly plausible scenario.
Nouriel Roubini is Professor of Economics at the Stern School of Business, New York University, and Chairman of RGE Monitor
06 Ocak 2008 Pazar
"Piyasalar ilk günden türbülansa girdi, yıl zor geçecek"
Osman Ulagay, yeni yıla ilişkin olumsuz tablo çizmiş:
DevamıKüresel ısınma mı, toplumsal patlama mı?, Osman Ulagay:
...
Piyasalar ilk günden türbülansa girdi, yıl zor geçecek
2008'de kemerler bağlı uçulacak
Küresel piyasaları izleyenler yılın ilk iş günlerini önemser; ilk günlerde kendini hissettiren havanın yılın bütünü için bir sinyal olduğu düşünülür. Bu düşünceye itibar edenler için gerçekten de çarpıcı ve hayli ürkütücü bir başlangıç yaşandı piyasalarda. 2008'in türbülanslı bir yıl olacağı daha ilk günden belli oldu.
Petrol 100 dolar
İlk şok, yılın ilk iş gününde petrolün varilinin ilk kez 100 dolara varmasıyla yaşandı. Petrolün fiyatı 100 dolara zaten çok yaklaşmıştı ama 100 dolar eşiğinin daha yılın birinci gününde aşılması piyasaları tedirgin etmeye yetti. Hemen yeni hedefler kondu ve bu kez 150 dolarlık petrolden söz edilmeye başlandı. Petrolün fiyatı, reel fiyatlarla tarihsel rekora da çok yaklaşmış durumda.
Petrol fiyatının tırmanışı, petrolü ikame edebilen biyoyakıt üretiminde de kullanılabilen tarım ürünlerinin fiyatlarında yeni sıçramalara neden oldu; buğday, mısır, soya fiyatları yeni rekorlara yaklaştı. Geçen yıl petrol fiyatındaki yükseliş % 57 olurken, buğday fiyatları % 77, soya fiyatları % 75 artmıştı.
Altın - dolar
Geleneksel olarak siyasal kriz ve yüksek enflasyon tehdidinin arttığı dönemlerde tırmanan altın fiyatı da petrolden geri kalmak istemedi ve yeni bir rekora erişti. Spot piyasada altının ons fiyatı 870 dolara yaklaştı. Altın için de hemen 1000 dolarlık yeni bir fiyat eşiğinden söz edilmeye başlandı ve 2008'in ilk çeyreği sonunda bu eşiğe erişilebileceği ileri sürüldü. Bazı altın boğaları ise altının reel fiyatlarla rekora ulaşması için 2000 dolara kadar tırmanması gerektiğini hatırlattı.
Petrol ve altın fiyatlarındaki tırmanış, ABD dolarının değer kaybıyla yakından ilgili aslında. Her iki madde de dolarla fiyatlandığı için doların değer kaybetmesi, petrolün ve altının reel değerini korumak amacıyla nominal fiyatı yükseltme girişimine zemin hazırlıyor. Spekülatörler de, piyasanın elverişli olması halinde, bu fırsatı kullanarak fiyatları yukarı çekebiliyor. Petrol karteli OPEC de bir arz bolluğu yaratmamaya özen göstererek fiyatların yüksek seyretmesine katkıda bulunuyor.
Açık farkla dünyanın en büyük ekonomisine ve en büyük pazarına sahip olan ABD ekonomisinin bir daralma ya da resesyon yaşaması halinde, petrol ile bazı tarım ürünlerinin ve diğer temel maddelerin fiyatlarını yükselten dengelerin değişmesi kaçınılmaz görünüyor.
ABD resesyona girerse...
Yılın ilk günlerinde ABD'nin bir resesyona sürüklenmekte olduğunu gösteren haberler de birbirini izledi, imalat sanayi ve istihdam verileri ABD ekonomisinin çok zayıfladığını gösterdi.
ABD'nin bir resesyona girmesi halinde çelişkili etkilerin ortaya çıkması olası. ABD Merkez Bankası'nın resesyonu atlatmak için faiz indirimlerini sürdürmesi doların yeni değer kayıplarına uğramasına neden olabilecek.
ABD ekonomisindeki daralmanın küresel ekonomide bir yavaşlamaya yol açması halinde ise petrol ve diğer temel maddelerdeki fiyat sıçramaları yerini fiyat çöküşlerine bırakabilecek. Bu da petrol ve diğer temel üreticisi olan ve fiyat artışlarından yararlanan ülkelerin bayramını sona erdirecek.
Spekülasyon etkisi
Günümüzün piyasalaşmış dünyasında yalnızca para ve menkul kıymetlerde değil, küresel piyasalarda işlem gören hemen her türlü ürün üzerinde spot ve vadeli işlem yapılabildiği için fiyatlar, arz ve talepteki değişmenin ötesinde, beklentilerdeki değişmelere bağlı olarak büyük iniş çıkışlar gösterebiliyor.
İşte bu nedenle 2008 yılında şaşırtıcı fiyat hareketleri yaşanabilir, inişler ve çıkışlar birbirini izleyebilir. Böyle bir yılda her türlü türbülansa hazır olmakta ve yol boyunca, ya da yıl boyunca kemerleri bağlı tutmakta yarar var.Petrolde de Çin damgası
Dünya petrol fiyatındaki tırmanışta, petrol arzının artan talebi karşılamakta zorlanmasının da etkisi var. Petrol tüketimindeki artışta ise Batı'nın zengin gelişmiş ülkelerinin payı giderek azalırken başta Çin ve Hindistan gibi ülkelerin payı artıyor. 2005 2015 döneminde petrole dayalı endüstrilerde yoğunlaşan petrol üreticisi Ortadoğu ülkelerindeki tüketim artışının da sürmesi bekleniyor.
2007 yılındaki toplam tüketim rakamlarına bakıldığında ise ABD'nin 20,870 varil / günlük tüketimiyle 1. sırayı aldığını, Avrupa'nın 16,157 varille ve Çin'in 7,566 varille onu izlediğini görüyoruz.
