deniz gökçe etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
deniz gökçe etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

11 Şubat 2008 Pazartesi

Piyasalar nereye gider? Altin ve Dolar...

Son zamanlarda bu bloga pek fazla yazı yazmıyorum. Bunun sebebi ise iş yoğunluğu falan değil aslında. Daha önceden belirtmiş olduğum altının onsunun 1000 dolar olacağı yönündeki beklentimin hala daha geçerli olması ve bunun da uzun bir süre geçerliliğini sürdürecek olması. Şu sıralar altının onsu 900 dolar civarında seyretse de doların 1.20 seviyelerine çıkması otomatikmen YTL karşısında altının da fiyatının artmasına sebep oluyor. Tabi bu durumda bazıları dolara yatırım yapmanın daha mantıklı olacağını düşünse de doları etkileyebilecek faktörlerin çok daha fazla olması yüzünden altına göre doların durumu biraz daha zor kestirilebilir.

Bu açıdan biz de, en güvenilir dost olan altına yatırım tavsiyesinde bulunuyoruz. bu arada altının onsunun 1000 doları bulacağından ve IMKB 100'ün 35000 civarlarına kadar düşeceğine olan inancım sürüyor. Mart sonuna kadar bu beklentimi sürdürmeye devam edeceğim -tabi o arada çok önemli bir gelişme olmazsa.

Biz pozisyonumuzu korumaya devam ederken, finans konusunda ilginç yazıları okumaya devam edelim. Deniz Gökçe yine Türk insanının finansal zekasını ve yaratıcılığından örnek veren bir yazı yazmış bugün:

Yaratıcı finans mühendisliği damarlarımızda mevcut - Deniz Gökçe:
...
Şimdi dönelim Türkiye’ye. Biz yaratıcı insanlarız. Hepimiz bir finans mühendisiyiz. Piyasaya dönmeye başladığımız ilk yıllarda, yani 1980’li yıllara girilirken, banker olayında yaratıcılığımızı sergilemiştik. Emekli Sandığı’ndan yüzde 12.5 faizle beş maaş kredi alan değerli memur vatandaşlarımız, bunları yüzde 90 faizle bankerlerde işleterek banker olayının Ankara’da İstanbul’dan daha fazla yayılmasını getirmişlerdi.

Bu sütunda bundan “üç vakit evvel” çifte cam pencereler satan üretici firmanın, kendi satışlarını artırma çabası içindeki bağımsız bayilerinin (riski alan üretici firma değil bayiler), müteahhitlere, inşaatı süren katlara karşılık, yani nakit almadan, çifte cam pencere satarak büyük likidite riski aldıklarını, sonra da dönüp nakit sıkıntısından bahsettiklerini anlatmıştım. O konutların inşaatı nasıl bitecek, ne zaman satılabilecek, kaça satılabilecek sorularına cevap vermeden atılan bu adımlar büyük risk oluşturuyordu.

Şimdi sorunlar büyürken, benzer yaratıcı finans mühendisliği müteahhitlere de bulaşmış. Eskişehir’de konuştuğum bir mali müşavir 2007 sonunda konut satışları durunca sıkışan müteahhitlerin yeni bir nakit elde etme yolu bulduklarını anlattı. Konutları inşa eden ama, satamayan bazı müteahhitler, likidite sorununu aşmak için konutları kendi firmalarında çalışan personele banka kredisi ile aldırıp, nakdi de personelden kaparak, likidite sıkıntısını aşmaya çalışıyorlarmış. Burada gizli varsayım satışların bir süre sonra açılacağı. Tabii ki uzun süreli konut sektörü sıkışması bu tür yaratıcı metotlarla aşılamaz. İnşaat şirketi personeli, işini kaybetmemek için mecburen bu tür riskleri alabilir de, ileride düzelme gelmezse ve daha da büyük riskler gerçekleşirse, bomba personelin kucağında patlayabilir.

Zaman ne olacağını gösterecek!

Devamı