Eser Karakaş, bugün büyüme hakkında yazmış:
"Büyüme,
büyüme, büyüme" - Eser Karakaş:
***
Türkiye’de, 2008’e girdiğimiz bu günlerde, önümüzdeki dönemde
büyüme oranlarının yavaşlayacağına ilişkin beklentiler öne çıkmakta.
2008’de büyüme oranının ne olacağı konusunda net bir şey söyleyebilmek
gerçekten olanaksız; dünyanın en gelişmiş ekonometrik modelleri bile böyle bir
öngörüde yanılabiliyorlar zira çağımızda bizim gibi bir ülkede büyüme oranı
küresel ekonomik gelişmelere çok bağlı ve küresel ekonomik gelişmeler dediğiniz
şey de çok ama çok sayıda değişken tarafından belirleniyor.
Büyüme
oranın 2008’de ne olacağını tam söyleyemiyoruz ama iki konu hakkında çok net
konuşmak mümkün; bunlardan birincisi büyümenin ülkemizin siyasal istikrarını
doğrudan etkileyeceği, ikincisi ise geçmişin analizi.
İsterseniz
ikincisinden başlayalım.
***
1982-1986 arası ortalama büyüme
oranı yüzde beş, 1987-1991 arası ortalama yüzde 4.4, 1992-1996 arası ortalama
yüzde 4.5, 1997-2001 arası ortalama yüzde sıfır (tam olarak yüzde 0.3),
2002-2006 arası ise yüzde 7.4.
Bu dönemlere ilişkin kanımca en çarpıcı
veri ise büyüme ortalamasının yüzde sıfıra yaklaştığı 1997-2001 arasında
iktisatçıların büyümenin volatilitesi olarak nitelendirdikleri ortalamadan sapma
çok yüksek yani seneden seneye oranlar çok farklılaşmış, bir yıl yüksek bir
büyüme hemen arkasından ise yüzde ona yaklaşan küçülme gelmiş ve ortalama büyüme
yüzde sıfır dolayında gerçekleşmiş.
Ortalama büyüme oranının yüzde yedi
buçuğa yaklaştığı 2002-2006 döneminde ise ortalama sapma çok düşük yani
oranlarda istikrar var.
Buradan çıkarılması gereken temel ders, kalıcı
ve anlamlı büyümenin ancak istikrarlı oranların, çok da muazzam olmasa bile,
arka arkaya gerçekleşmesi ile mümkün olduğu.
***
Son dönemde
istikrarlı ve yüksek büyüme oranları iki önemli sonuç yaratmış:
1-Kişi
başına gelir kısa bir sürede cari dolar kurundan yedi bin dolara yaklaşmış,
2-Bağımsız bir gelişme olan ve olacak tarım istihdamında yaşanan azalma,
tarım dışı kesimlerde yaratılan istihdam nedeniyle işsizlik baskısının
artmamasına neden olmuş.
Meseleye bir de tersten bakalım; büyüme durursa
iki gelişme kaçınılmaz:
1-Kişi başına gelir artışı duracak ve hatta
muhtemelen gerileyecek (kur etkisi),
2-Tarım istihdamı yine azalacak ama
artmayan tarım dışı istihdam nedeniyle işsizlik yükselecek.
Büyümenin
durması durumunda yaşanacak muhtemel bu iki iktisadi gelişme ülkemizde siyasal
istikrarın ve toplumsal dengelerin alt-üst olması anlamına da gelecek.
***
Bugün kafa yorulması gereken temel konu 2008 ve daha da
ilerisinde ülkemizin her sene en az yüzde yedilik bir büyüme oranını nasıl
istikrarlı hale getireceği konusudur.
Bu söylediğimden çok hoşnut
değilim ama galiba tüm diğer meseleler de bu istikrarlı büyümenin akıbetinin bir
türevi olacak.

0 yorum:
Yorum Gönder